23/8/2007

Telli Dolap

   kapıyı açıp gökyüzüne bakınca:
   -"işte" dedi..."işte ben bunun için seviyorum geceleri..."
   bir süre orda bekleyip yıldızlara baktı kayıtsızca; ay ışığında uyuyan şehre baktı. işte bunlar için seviyordu gecenin bir vakti evin terasına çıkıp kendinden geçmeyi... 
   fayansla kaplı zemine geçip kapıyı kapattı. kulaklıklarını takıp müziğin başlamasını bekledi.

   " içim ferah,
     sazım yanık
     en güzeli
     senin olsun
     en yücesi
     sana kalsın
     aşk olsun
     gözün doysun..."


   ellerini açıp müziğe eşlik etmeye başladı. duman'ın bu şarkısını hep sevmişti. hele bu vakitlerde; hele Allie'yi beklerken...
   terasın köşesindeki küçük doladolapa doğru gitti. eskilerden kullanılanlardan hani; annelerin "telli dolap" dedikleri dolaplardan.... dolapın kapaklarını açıp iki kadeh çıkarttı; ince hatta yok denecek kadar beli olanlardan... terasın sonuna gidip dizlerini geçmeyen duvarın üzerine koydu bu bardakları. kibarca, canlarını acıtmadan, bir şahini okşuyormuşcasına...
   tekrar dolapa dönüp küçük mumları çıkarttı. birini geri koyup tekrar duvarın yanına gitti ve yine mumlara acı vermekten çekiniyormuş gibi yaktı üç mumuda."telli dolap" dan en son çıkarttığı şarap şişesi oldu. saki bardakların yükü kaldıramıycandan korkuyormuş gibi azar azar kırmızı şarap koydu iki kadehede...



   "haykırmak için kudretin senin olsun
     kudurmak için şöhretinde olsun
     saldırmak için servetin senin olsun..."


    duvarın üzerine tek ayağını koyarak oturdu ve kıpırtısızca can çekişen şehre baktı. kadehinden ilk yudumu almadan önce mum ışığına tuttu serçe parmağını kaldırarak. gerçi hep böyle yapardı ama neden yaptığınıda bilmiyordu hani... fakat kadehini yudumlamadan önce neden diğer bardağa dokundurduğunu biliyordu...  
   -"Allie geliceksin değil mi bu gece... bu gece geliceksin değil mi?"
   müzik şiddetini artırıyordu yavaş yavaş...


   "benim içimdeki aşk, elimdeki saz...
     elimdeki saz, içimdeki aşk...
     içimdeki aşk, elimdeki saz...
     elimdeki saz yeter bana..."


  şarkı tekrar başladığında kadehin arkasından yıldızları görmeye çalışıyordu. aya baktı sonra; boşalan bardağını doldurdu... kaldırıp hiç azalmayan bardağa dokundurdu onuda...
   -"biliyorum geliceksin bu gece..." sesinde hafif bir neşe; ve neşeye karışan keder vardı.
   bir yudum daha aldı. bir sigara yaktı ve ilk dumanı kırmızı kora üfledi herzamanki gibi... bir yudum daha... bir bardak daha,bir ilk nefes daha... bir kadeh şarap ve bir sigara daha...
   aya bakarken çenesi büzüldü, gözleri kısıldı...
   -"gel hadi artık ne olur! ne olur gel artık Allie, gel artık..."
   sert duvarın üzerinden inip yere oturdu, o şekilsiz duvara dayadı sırtını ve bacaklarını öne doğru uzattı. kadehini dikti ve şişeye uzandı bir kez daha...
   -"ne olur gel artık !"
   bardağını bırakıp şişeyi kafasına dikti. bir, iki, üç yudum... sessiz hıçkırıklar, sigaradan derin bir fıt daha... bir yudum daha şarap... bir damla gözyaşı daha...
   önüne uzattı dizlerini kedine çekti, boş şişeyi bırakıp ellerini dizlerinde kenetledi... küçük bir çocuk gibi hıçkırıyordu şimdi...
   -" gel artık ne olur..."

Son Yazılarım

Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı